Uye girisi

Kullanici
Sifre
Hatirla

Kategoriler

Son Yazilar

Son Yorumlar

Filmin ana fikri: Az laf, çok iş !!
Senaryosunu, Frank Miller'in yazıp çizdiği aynı isimdeki çizgi romandan alıyor. Çizgi romandaki renklendirme ve senaryo filmdeki ile neredeyse ''tıpkısı'' diyebileceğiniz kadar paralellik gösteriyor ki; bukadar güzel bir çizgi romanı vareden adamın; eserinden ödün verilmeden beyaz perdeye aktarılması gerçekten çok hoş.
Dolu dolu cast kadrosunu gördüğümde baya şaşırmıştım. Filmde neredeyse esas oğlan esas kız yok. Kısa hikayeler ustaca yapılmış bir kurgunun eseri olarak aynı noktada kesişiyor. Ve her kesişme yeni bi görsel şölenin kapılarını açıyor. Film siyah beyaz ancak yer yer bazı obje ve karakterler pastel renklerde karşımıza çıkıyor. Umarım bikaç yıl sonra renkli ham bant görüntüleri nete sızar, onları da görmüş oluruz. Şu aralar part II çekiliyor galiba. İhşallah 10lama yaparlar!


paveldanton - Film - 1 Yorum - 26 Eylül 2006

Annesi ile babası ayrıldıktan sonra Arizona'da annesiyle birlikte yaşamaya karar veren Bella; annesinin, yeni erkek arkadaşıyla birlikte Phoenix'e taşınmaya karar vermesi üzerine, havası sürekli kapalı ya da yağmurlu olan Forks kasabasında yalnız başına yaşayan babasının yanına taşınır. Kaydını, kasabanın lisesine aldıran Bella, çok geçmeden erkeklerin yoğun ilgisiyle karşılaşır. Ne de olsa o, okuldaki "yeni kız"dır. Fakat Bella, okulun soğuk nevalesi, kendini beğenmiş Edward'a ilk görüşte âşık olur. Hiçbir güzele pas vermeyen Edward'sa, istemeden de olsa Bella ile arkadaş olacaktır. İlk başlarda Bella'yla aynı odada kalmaya bile tahammül edemeyen Edward, gün geçtikçe ondan hoşlanmaya başlayacaktır. Bella ise gönlünü kaptırdığı yakışıklının, herkesten neden kaçtığını öğrendiğinde; toz pembe aşk hayalleri birden kan kırmızıya dönecek ve bir vampiri sevmek, bir vampirle olmak gerçeğiyle ...

zamett - Film - 0 Yorum - 23 Ocak 2009

1918'de, Amerika'nın New Orleans şehrinde inşaasına başlanan görkemli tren istasyonun yapımı nihayet sona ermiştir. Sıra açılıştadır. Başkan'ın da hazır bulunduğu açılışta, yapımı yıllarca süren saat te ilk defa görücüye çıkacaktır. Yıllarını bu saatin yapımına adamış, doğuştan iki gözü de görmeyen yaşlı saatçi, çarkı çevirir ve saat dönmeye başlar. Fakat ortada bir terslik vardır. Saat tersine işlemektedir!
Birinci Dünya Savaşı'nda oğlunu yitirmiş olan saatçi, bu durumu şöyle açıklar: "-Belki savaşta kaybolanlar, evlerine tekrar dönebilirler."

Peki, gerçekten böyle bir şey olsaydı; zaman tersten işleseydi, yaşam bizim için nasıl şekillenirdi?

Olağanüstü koşullarda dünyaya gelen Benjamin Button için zaman tersine işlemektedir. Seksen yaşlarında dünyaya gelirken, annesinin de ölümüne sebep olmuştur. Şoka uğrayan baba, ne yapacağını bilemediği için Benjamin'i bakım evinin ö...

zamett - Film - 2 Yorum - 9 Ocak 2009

Dublin'in bir sokağında, gece yarısı, kendinden geçmiş bir vaziyette şarkı söyleyen İrlanda'lı bir adam; şarkısını bitirdiğinde, kendisini sadece bir kişinin dinlediğini fark eder. Dinleyen, bir kadındır. Kadın, çaldığı şarkı karşılığında on sent verir adama. Bu parayı küçümseyen adamsa; kadınla daha fazla muhatap olmak istemez. Fakat kadın, oldukça inatçıdır ve çok geçmeden muhabbet etmeye başlarlar. Muhabbet ilerledikçe, bir şeyin farkına varırlar: İkisinin de hayatının merkezinde müzik vardır...
Adam, sokaklarda gitar çalarak sağlamaktadır. Kadınsa, aynı adam gibi sokaklarda, fakat adamdan farklı olarak; elinde bir gitarla değil, satılık çiçeklerle sokakları arşınlamaktadır...
Yolları müzik ile kesişen kadın ve adam üretmeye başlayacak, tükettikleri aşkları sorgulayacak, tüketecek bir aşk arayacak ve tüm hislerini şarkılara sığdırıp; bir albüm çıkartmaya çalışacaklardır...


Bi...

zamett - Film - 1 Yorum - 30 Aralik 2008

Her şey, yedi ay kadar önce başladı!
Her şey, yedi ay kadar önce Uzak Doğu şarkıları aramamla başladı. Uzak Doğu forumlarının müzik bölümlerindeki "En sevdiğiniz şarkıcı(lar)" başlıklarını buldum, oralardan isimleri toplamaya başladım...
İsimleri bulduktan sonra çeşitli P2P ağlarında, google 'da, sitelerde, forumlarda, ftp arama motorlarında arama yapmaya başladım. Ne bulduysam, indirdim...
Amacım, sevdiğim bir kültürün müziklerini dinleyebilmekti. Biraz da, seksenlerde olduğu gibi "pop müzik" dinleyebilmek. Zira, kalçasını gürz gibi savuran temelsiz bir kültürden doğan parçalar beni hiçbir zaman kesmedi...
Müzik, seks temasının üzerinde şekillenerek müzik olmaktan çıktıkça; ben de gündemi takip etmeyi bırakarak eskiye gömülmeye, bir süre sonra da severek dinleyecek yeni bir şeyler bulamamaya başlamıştım. Böyle bir arayışa girişmeme ve böyle bir albüm derlememe biraz da bu y...

paveldanton - Müzik - 0 Yorum - 14 Eylül 2007

Bir otistik olan Cho-won 'un zihinsel engeli, doğduktan birkaç yıl sonra kendini hissettirmeye başlar ve çok geçmeden ebeveynlerinin evliliklerinin devam etmesini de engeller. Annesi, Cho-won 'un hayatı üzerine bir hayat inşaa etmek istemiş, babasıysa bu isteğe ortak olmayı beceremeyerek; boşanmayı seçmiştir...
Ebeveynler boşandıktan sonra, Cho-won 'un ve küçük erkek kardeşi Yun Jung-won 'un velayetini anneleri alır. Aradan seneler geçer, Cho-won yirmi yaşına gelmiş; tek dileği oğlunun kendisinden bir gün önce ölmesi ve bu sayede zorluk çekmemesi olan annesi, Cho-won 'u iyi bir koşucu olarak yetiştirmiştir. Fakat buna rağmen Cho-won 'un bir tam maraton koşabilmesi için, profesyönel bir antrenör tarafından çalıştırılmaya ihtiyacı vardır...
On yıl önce koşmayı bırakmış eski bir şampiyon olan Jung-wook, işlediği trafik suçu yüzünden 200 saat kamu hizmeti ile cezalandırılır ve cezasını ç...

paveldanton - Film - 1 Yorum - 17 Ekim 2007
Lilja, Sovyetler Birliği 'nde yaşayan onaltı yaşındaki bir genç kızdır. Lilja 'nın annesi, çöpçatan ajanslarından biri vasıtasıyla kendine bir sevgili bulur. Sevgilisi, Amerika 'da yaşayan bir Rus 'tur.
Lilja 'nın annesi, sevgilisinden bir teklif alır: Sergei, Amerika 'ya dönerken Lilja ve annesini de yanında götürmek istemektedir. Bu teklif iki kadını da çok mutlu eder. Yola çıkmadan bir gece önce kötü haber Lilja 'ya iletilir.. Annesi ve Sergei, Lilja 'yı almadan Amerika 'ya gideceklerdir. Üç kişiden "Biz" türetemeyen ikili, pürüz olarak gördükleri genç kızı "-Seni sonra aldıracağız, oradan yazarım, para gönderirim." gibi mesnetsiz sözlerle teselli etmeye çalışır.
Zaten istedikleri de teselli etmekten çok, gidecekleri vakte kadar Lilja 'nın bir sorun çıkarmamasıdır. Varlığı ile turuncu bir imgeyi bile dolduramayanlar gider, genç Lilja arkada kalır... Hesapta genç kız ile teyzesi ilgi...

paveldanton - Film - 1 Yorum - 8 Ocak 2007
On altıncı yüzyılın başlarında Japonya devam etmekte olan iç savaş, masum halkın üzerinde derin yaralar açmaktadır. Birçok Samuray, sokaklarda Ninja gibi dolaşmakta, bir kısmı ise çeteleşerek; savunmasız köyleri yağmalamaktadır. Bu çetelerden biri, geçen sonbahar yağmaladıkları bir köyün yakınlarından geçerken; bahsi geçen köyde yaşayan çiftçilerden biri, tesadüf eseri kendileri hakkında yapılan planları duyar...
Durum hiç iç açıcı değildir. Haydutlar, geçen sonbahar pirinç yağmaladıkları köye, hasattan hemen sonra uğramayı kararlaştırmışlardır. Çiftçiler, haberi duydukları gibi dövünmeye, sanki yetişmemiş mahsülleri çoktan ellerinden alınmış gibi ağlanmaya başlarlar. Sadece içlerinden biri, farklı bir fikir ortaya atar: Bambudan mızraklar yaparak, haydutları öldürmelidirler!
Bir süre aralarında tartışan çiftçiler, mutabık kalamayınca köyün en yaşlısı, en ileri gelenine danışmaya gider...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 20 Temmuz 2007

Bizden yaşça büyük akrabalarımıza, tanıdıklarımıza, kısacası bizden bir yada iki kuşak öncesini yaşamış kişilere, geçmişle ilgili bir şeyler sorduğumuzda; "- Ah ah! O günler bir başkaydı. Şimdi her şey değişti. Baksana şunların haline! gibisinden yakınışlar duymaya alışığızdır...
Walt Kowalski 'de sürekli ah ve vah etmekten geri kalmayan, geçmişi yaşamak ve yaşatmak isteyen adamlardan biridir. "Yeni" ile ciddi bir sorunu vardır. Onun, bu dırdırlarından bıkan çocukları, ondan olabildiğince uzağa taşınmışlardır. Fakat bu durum Walt'ın umurunda bile değildir. Onun bu dünyada en çok değer verdiği iki şeyden biri kendi yaşamı, diğeri ise gözü gibi baktığı 1974 model Ford marka Gran Torino'sudur. Bir gün Walt'ı uykusundan, garajından gelen sesler uyandırır. Soluğu garajında alan Walt, yaşadığı mahalleyi uzun süredir işgal altında tutan Çinli Hmong sülalesinden gelen bir çocuğun, Gran...

zamett - Film - 1 Yorum - 2 Subat 2009
Monica neden bilmiyorum, bir türlü başrol oynayamıyor nedense... Kadının adını taşıyan, kadının hikayesini konu alan bir filmde bile oyunculuğu yetersiz, gösterişsiz, sığ kalıyor. Bilemiyorum, belki de yönetmenlerden kaynaklanıyordur ama Monica oyunculuğuyla her defasında bende hayal kırıklığı yaratıyor.
Malena gelin olarak geldiği kasabanın en güzel kadınıdır. Öyle ki, adını bilmeyen kimse olmadığı gibi, sadece uzaktan görebilmek için bile yolunu gözleyeni çoktur. Yolunu gözleyenlerden biri de küçük Renato 'dur. Renato blue çağına yeni girmiş ve Malena 'ya ilk görüşte aşık olmuştur. Gece gündüz Malena 'yı gözlemekte ve düşlemektedir.
Kara haber vuslattan önce gelir. Malena 'nın kocası savaşta şehit düşmüştür. Buna sadece iki kişi üzülmüştür. Malena v Renato. Kasabanın erkekleri ise önleri açıldığı için sevinmiştir. Savaş şartlarının ağırlaşması, dul ve güzel kadın Malena 'yı, dolayısı...

paveldanton - Film - 1 Yorum - 4 Ekim 2006
  • Ana Sayfa
  • SineVizyon
  • Haberler
  • Yakında
  • Kritik
  • Videolar
  • Resimler
  • Müzikler
  • arshiv.net © 2006 - 2010