inside, man, 2006, spike, lee, russell, gewirtz, gerilim, suc, soygun, terence, blanchard, a, r, rahman, 00, abd, doctor_jivago, denzel, washington, dedektif, keith, frazier, clive, owen, dalton, russell, jodie, foster, madeline, white, christopher, plummer, arthur, case, willem, dafoe, yuzbasi, john, darius, chiwetel, ejiofor, dedektif, bill, mitchell, carlos, andrés, gómez, steve, ,

Elimizde olanlar;
Çok iyi planlanmış bir banka soygunu (Dalton Russell),
Zeki bi dedektif (Keith Frazier),
Zeki bi arabulucu kadın (Madeline White),
Şerefsiz bi banka müdürü (Arthur Case).
Şimdi klasik gibi görünen bu kadro ve senaryo klasiğin baya üzerine çıkmış hatta en iyiler arasına girmeyi başarmış bi yapım. Diyeceksinki 'Nasıl oluyor o banka soygunu işte alla alla..' değil işte alla alla değil izleyince göreceksin senaryonun güzelliğini sonunda ha.....r dediğinde beni hatırlarsın...
Bi kere Spike Lee çekmiş filmi yani yaş tahtaya ayak basacak bi yönetmenimiz yok elimizde kadronun zenginliğine bakarsak filmle ilgili kaliteyi biraz görür gibi olursunuz.
Filme biraz dokundurayım tadını kaçırmadan;
Sabahın birinde bi drup temizlik görevlisi bankaya girer ve 'Bu bir soygundurrr' diye bağırır o sırada bankanın önünden geçen figüran polis memuruda noluyo içerde bakiyim diy...

Smith, neredeyse tüm klişeleri üstünde toplamış bir adamdır. Geçmişinde, gizli bir acısı vardır. Mermileri, sanki vücut ısısına güdümlenmiş gibi hedefini vurmaktadır. O 'nu sevimli gösteren takıntısı, Bugs Bunny gibi elinden düşürmediği havucudur. Kadınları haşin bir şelilde sevmektedir fakat genellikle bir şeylerden nefret etmekte ve oyunu da kendi kurallarıyla oynadığı için, nefret ettiği şeylerin canına okumaktadır. Duruma cuk oturan, patlama öncesi zikrettiği lâfları, devamlı görüştüğü bir fahişesi vardır. Tabiî, gerçek adını ve nereden geldiğini de bilen yoktur...
1924 doğumlu Ed Wood 'un tek isteği bir sinemacı olmaktır. Bir yönetmen değil, bir senarist değil, sadece bir oyuncu değil. Çünkü gerek kendine bakışı gerekse içinde bulunduğu durum onu bir filmdeki hemen hemen herşeyi yapmaya zorlamaktadır....
Yıl 2027 ama hiçte öyle tahmin ettiğimiz uçan arabalar cirlop gibi kuşe kağıda elbiseler bin katlı evler filan yok aynı dünya hatta Los angelestan kaçış gibi bir havası var Dünya daha da kötüye gidiyor.
"Sonunda bu oldu mtv'nin insanlık dışı show programı jackass film oldu" bu cümleyle başlamıştı Hıncal Uluç yazısına jackass ile ilgili bu programı ülkemizde pek de bilinmeden önce yazılarında anlatır ne kadar dehşete düştünü ve insanlığın ne kadar ayaklar altına alındığında bahsader ama kendini izlemekten alamadığını belirtirdi. İşte ilk film iyi gişe yapınca tabi arkasından ikincisi geldi. Aslında buna film demek zor daha çok uzatılmış bir show programı. İlkini aratmayacak işler yapıyorlar yine.
Küçük işlerin adamı Charlie Croker, içerden çıktıktan kısa bir süre sonra, birlikte çok büyük bir soygun planladıkları İtalyan arkadaşı Roger Beckerman 'ın Alp Dağlarında öldürüldüğü haberini alır.
Eskiden karısı gibi öğretmenlik yapan Charles, kızının böbrek yetmezliği sorunu yüzünden öğretmenliği bırakmış ve bir reklam şirketinde müdür olarak çalışmaya başlamıştır.
Alice, hayatın sillesini defalarca yemiş, her defasında toparlanarak ayağa kalkmayı bilmiştir. Bir gün Londra caddelerinde yürürken; kaza eseri on saniyelik bir baygınlık geçirir. Gözünü açtığında, karşısında ona yardımcı olmaya çalışan Dan 'ı görür ve ''Merhaba yabancı..'' der. İkilinin birbirine olan yabancılıkları uzun sürmez. Kısa bir sürede aynı evi ve hayatı paylaşmaya başlarlar. Sürekli Dan ve ev ile ilgilenen kadının gerçek bir hayatı kalmamış, Dan 'ın hayatına ve kazanacağı olası başarıya ortak olmuştur. Alice 'in artık özgür olmaması ise Dan 'ın gözünde Alice 'in çekiciliğini yitirmesine sebep olmuştur.
Nijer nehri yakınlarında çalışan iki dik kafalıyı, kader iki ters bir düz yaparak bir araya getirir. Dirk, su altında araştırmalar yapan uzman bir maceraperest, Eva ise Nijer nehri çevresinde peşisıra gerçekleşen ölümleri araştıran bir Birleşmiş Milletler görevlisidir.