Uye girisi

Kullanici
Sifre
Hatirla

Kategoriler

Son Yazilar

Son Yorumlar


Bizden yaşça büyük akrabalarımıza, tanıdıklarımıza, kısacası bizden bir yada iki kuşak öncesini yaşamış kişilere, geçmişle ilgili bir şeyler sorduğumuzda; "- Ah ah! O günler bir başkaydı. Şimdi her şey değişti. Baksana şunların haline! gibisinden yakınışlar duymaya alışığızdır...
Walt Kowalski 'de sürekli ah ve vah etmekten geri kalmayan, geçmişi yaşamak ve yaşatmak isteyen adamlardan biridir. "Yeni" ile ciddi bir sorunu vardır. Onun, bu dırdırlarından bıkan çocukları, ondan olabildiğince uzağa taşınmışlardır. Fakat bu durum Walt'ın umurunda bile değildir. Onun bu dünyada en çok değer verdiği iki şeyden biri kendi yaşamı, diğeri ise gözü gibi baktığı 1974 model Ford marka Gran Torino'sudur. Bir gün Walt'ı uykusundan, garajından gelen sesler uyandırır. Soluğu garajında alan Walt, yaşadığı mahalleyi uzun süredir işgal altında tutan Çinli Hmong sülalesinden gelen bir çocuğun, Gran...

zamett - Film - 1 Yorum - 2 Subat 2009
Hayatları, çocukluklarından itibaren çeşitli zamanlarda kesişmiş beş arkadaş, az sonra birbirine girmek üzeredir.
Bir süre önce içlerinden biri(River) patronları Fei Kardeş 'i kurşunlamış ve izini kaybettirmiştir.
Fakat nedendir bilinmez, karısı ve bir aylık oğlu ile geri döneceği haberi Fei Kardeş 'e ulaşır.
River 'ın geri dönüşü, ekibin bölünmesine sebep olacaktır. Kimileri yediği madiğin hesabını silahla soracakken; kimi de River 'ın arkasında duracaktır....

Hesap River 'ın hesabı gibi gözükse de; bir noktadan sonra mevzu kopup kendi başına yürümeye başlıyor. Film başlarken kucağınıza bırakılan soru işaretleri, film sonunda cevaplanmıyor. Çünkü senaryoda büyük bir kopukluk var. Tahminimce senaristler Kam-Yuen Szeto ve Tin-Shing Yip bu olaydan mesuller. Belki de montajcı kelek yaptı. Bilemiyorum...
Ancak şu haliyle başında çok sağlam bir konusu varmış gibi görünen filmin, asl...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 24 Ocak 2007
İşlemediği bir suç yüzünden hapse düşen Lincoln artık ölümü beklemektedir. Lakin zeki,çevik,yakışıklı ve yardımsever kahramanımız Michael; "sen rahat ol biraderim senin bu hapishaneden çıkaracağım" der. Bütün dizi bunun üstüne kuruluyor. Michael öyle bir tezgah ayarlarki nerden kaçacağı, nereye kaçacağı, kimlerle kaçacağı bellidir. Günlerce planlar yapar ve bilerek suç işleyip abisiyle aynı hapishaneye düşer. Artık tek amacı abisinin ve kendisinin hapisten kaçmasıdır. Ben hiçbir dizide bu kadar heyecanlanmadım. Arka arkaya 4 er bölüm seyrettiğim oldu.

Dizide birşey çok enteresan. Lincoln ABD'nin başkan yardımcısının kardeşini öldürmekle suçlanıyor. Yani devlet yetkililerini öyle bir gösteriyorlar ki; yolda görsem yüzlerine tükürürüm Aklıma Tayyip geldi. Adama "kene" yakıştırması yaptılar. Mahkemelerde süründürüyor. Acaba böyle bir dizi bizim ülkemizde çekilse ve katili azmettiren T...

tito - Dizi - 0 Yorum - 3 Ekim 2006

Uzun yıllardır Harlem 'i yöneten Ellsworth Bumpy Johnson 'ın şöförlüğünü ve korumalığını yapan Frank Lucas, patronu ve akıl hocası kalp krizi geçirerek öldükten sonra, kurtlar sofrasında yalnız kalır. Cenazeye katılan birçok kişi, Bumpy Johnson 'a olan borçlarını artık ödemek zorunda olmadıkları ya da artık kendi hesaplarına çalışabilecekleri için mutludurlar. Bumpy Johnson 'ın bir oğlu olmadığı gibi, sağlığında da başına bir şey gelmesi halinde yerine geçecek kişiye ilişkin bir vasiyeti olmamıştır. Fakat Bumpy Johnson 'ı babası gibi seven ve kalp krizi geçirdiğinde de yanında bulunan Frank Lucas, tüm alacakları tahsil etmeye kararlıdır...
Eski düzen, Bumpy Johnson 'ın ölümü ile yıkılmıştır. Başa Frank Lucas 'ın geçmesi, hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Zaten Frank Lucas 'ın da eski düzeni geri getirmek gibi bir isteği yoktur. Frank, her şeyi Bumpy Johnson 'dan öğrenmiş olmasına rağmen...

paveldanton - Film - 2 Yorum - 16 Aralik 2007
Shik ile Tae birbirinin tam zıttı iki kardeştir. Shik ince ruhlu, edebiyatla, fotoğrafla, müzikle yakın ilgili, duyarlı olukça içine kapanık-fazlasıyla utangaç biridir.
Kardeşi Tae ise fırlamanın önde gidenidir. Sürekli içip dağıttığı için neyi neden yaptığını unutmakta, başını derde sokmakta, önüne gelene asılmakta ve Güney Kore 'ni tek eksiğinin; az seks olduğunu, bu konuda ABD 'den geri kaldığını düşünmektedir.
Birbirinden çok farklı olan bu iki kardeşin hayatına birer kadın-aşk girer aynı anda. Aslında Shik 'in aşkı yeni değildir. Üniversite yıllarına dayanan, dillendirilememiş bir sevgidir. Tae ise aşkla; yolun ortasında dünyaya ters bakarken tanışır. Filmimiz ise, birbirinden çok farklı iki kardeşin, kendi aşk hayatlarını nasıl kör düğüm yaptıklarını keyifli bir biçimde anlatmaktadır.


paveldanton - Film - 0 Yorum - 18 Ekim 2006

Seul 'de yaşamakta olan Gyung-soo, küçük bütçeli filmlerde başrol oynayan bir aktördür. Şu ana kadar oynadıklarından daha büyük bütçeli bir film anlaşmasının eşiğinde olan Gyung-soo, kötü haberi yönetmenden alır. Yapım şirketi, bir önceki filmin başarısızlığını Gyung-soo 'nun üzerine yıkmış ve rolü O 'na değil, yıldız bir aktöre verme kararı almıştır...
Eski bir arkadaşı ve en büyük hayranı olduğunu söyleyen Seong-wu, geçen gece Myung-sook adındaki bir dans öğretmeniyle Gyung-soo 'yu aramış ve israrla ziyaretlerine gelmesini, O 'nu Chuncheon 'da krallar gibi ağırlayacaklarını söylemiştir. Kaçırdığı fırsatla dünyası bir anda tepetaklak olan Gyung-soo, kendini toparlamak için Seul 'den ayrılarak; bir süreliğine Chuncheon 'a gitmeye karar verir...

Konu hakkında daha ne yazılabilir, açıkçası bilmiyorum. Yönetmen Sang-soo Hong, başrol de Sang-kyung Kim olunca; ortaya garip bir film çıkı...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 6 Aralik 2007
paris, je, taime, 2006, olivier, assayas, frédéric, auburtin, emmanuel, benbihy, gurinder, chadha, sylvain, chomet, ethan, coen, joel, coen, isabel, coixet, wes, craven, alfonso, cuarón, gérard, depardieu, christopher, doyle, richard, lagravenese, vincenzo, natali, alexander, payne, bruno, podalydès, walter, salles, oliver, schmitz, nobuhiro, suwa, daniela, thomas, tom, tykwer, gus, van, sant, tristan, carné, emmanuel, benbihy, bruno, podalydès, paul, mayeda, berges, gurinder, chadha, gus, van, sant, ethan, coen, joel, coen, walter, salles, daniela, thomas, christopher, doyle, gabrielle, keng, kathy, li, isabel, coixet, nobuhiro, suwa, sylvain, chomet, alfonso, cuarón, olivier, assayas, oliver, schmitz, richard, lagravenese, vincenzo, natali, wes, craven, tom, tykwer, gena, rowlands, alexander, payne, romantik, pierre, adenot, michael, andrews, reinhold, heil, johnny, klimek, marie, sabbah, tom, tykwer, lihtenstayn, isvicre, almanya, fransadrychnant, florence, muller, bruno, podalydès, leïla, bekhti, cyril, descours, marianne, faithfull, elias, mcconnell, gaspard, ulliel, julie, bataille, steve, buscemi, axel, kiener, frankie, pain, catalina, sandino, moreno, barbet, schroeder, li, xin, sergio, castellitto, emilie, ohana, miranda, richardson, leonor, watling, juliette, binoche, martin, combes, willem, dafoe, hippolyte, girardot, yolande, moreau, paul, putner, sara, martins, nick, nolte, ludivine, sagnier, lionel, dray, maggie, gyllenhaal, joana, preiss, seydou, boro, aïssa, maïga, fanny, ardant, bob, hoskins, wes, craven, olga, kurylenko, elijah, wood, emily, mortimer, alexander, payne, rufus, sewell, melchior, beslon, natalie, portman, gérard, depardieu, ben, gazzara, gena, rowlands, margo, martindale, javier, cámara, christophe, perie, laurent, cazanave, ,

Muhteşem bir fikir, yirmi yönetmen, yirmi beş senarist, tek bir proje ve birbirinden hoş on sekiz hikaye...
Dört sene önce Tristan Carné ortaya dahiyane bir fikir attı ve ortaya Paris 'te aşkı anlatan muhteşem bir yapım çıktı.
Yapımcıların, yönetmenlerin, senaristlerin bazen çok parlak bir fikir yakaladığını fakat bu fikri 60-90-120 dakikalık kalıplara oturtmaya çalışırken; fikrin ışıltısın üstüne ticari gölgeler düşürdüklerini söylemiştim daha önce.
Paris, je t'aime 'de ise harika bir formül kullanılmış. Kısa öyküler, ortak bir paydada buluşturulmuş fakat her biri, kendi yolunu aydınlatması için özgür bırakılmış. "Paris ve Aşk!" aşkla törpülenmiş kimi ruhlara çok ağır ya da banel bir konu gibi gözükse de, tavsiyem tüm çekincelerinizi bir yana bırakarak yine de bu filmi izlemeniz yönünde.
İster bir oturuşta hepsini izleyin, isterseniz doktorun tavsiye ettiği gibi, sabah akşam tok k...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 22 Mart 2007

Sang-Kyu ve eşinin, on iki yıldır mutlu bir beraberliği vardır. Yıllardır her şeyi denemelerine rağmen hâlâ bir çocuk sahibi olamamaları, tek sorunlarıdır. Sorunun kaynağı, Sang-Kyu 'nun eşinin rahmindeki ödemdir. Gerçi Sang-Kyu, bir evlât sahibi olmak için yanıp tutuşmadığı ve eşinin mutluluğunu ön plânda tuttuğu için, bunu bir sorun olarak görmemektedir...
Fakat aile büyüklerinin, soylarının devamını sağlayacak bir erkek çocuk için çifte yaptığı baskıyı yıllar geçtikçe arttırdıkları ve bu baskıların, yavaş yavaş çiftin huzuruyla oynamaya başladığı da yadsınamaz bir gerçektir. Hem Sang-Kyu 'nun, hem de eşinin ebeveynleri Budha 'nın rahmetine kavuştuğu için; soyun devamının sağlanmasıyla ilgilenme görevi, Sang-Kyu 'nun büyükannesi ile amcasına kalmıştır...
Amca, Büyükanne 'yle dertleştiği bir gün; biraz sıradışı da olsa, sorun hakkında bir çözüm önerisi koyar ortaya: Eğer Büyükanne '...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 21 Ocak 2008

İngiliz Edebiyatı 'ndan mezun olan Jun-young, bir üniversitede yarım gün ders vermeye başlamıştır. Ancak yeteri kadar kazanamayan genç adam, bu yüzden hâlâ annesinin evinde yaşamaktadır. Annesinin tek isteği ise Jun-young 'un evlenmesidir...
Evlenmesi için oğlunun üstüne düşmesinin yanında, Jun-young 'un arkadaşlarını da uygun bir gelin adayı bulmaları konusunda ikna etmeye çalışarak; elinden geldiği kadar işleri hızlandırmaya çalışmaktadır. Jun-young ise evlenmeyi düşünmemektedir...
Aslında evliliğe ve evlenme fikrine karşı değildir ama mütevazı bir hayat yaşamayı kabul edecek, bu hayatın yükünü sırtlayacak, bir de üstüne hem çekici hem de zeki olacak bir gelin adayı nerededir?
Jun-young 'un üniversiteden arkadaşı ve nişanlı bir adam olan Kyu-jin, Jun-young 'un da başını yakmak için arkadaşına bir tanışma randevusu ayarlar. Yeon-hee, randevuya oldukça geç gelir. Yeon-hee 'nin gecik...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 22 Agustos 2007
Daniel Bannier 'ın hayatı hiç te istediği gibi şekillenmemiştir. Okumuş, öğretmen(stajyer) olmuş fakat hiçbir zaman saygı duyulan, sevilen, dikkat çeken birisi olamamıştır. Kendini işine vererek bu gerçeklerin üstünü örtmeye çalışan Daniel, öğrencilerinden gördüğü hoyrat yaklaşımın sonucunda yine gerçekle yüz yüze kalmıştır...
Daniel 'in tersine, hayata birçok açıdan daha ılımlı bakan, aynı ölçüde hayat tarafından da daha ılımlı bir muamele gören incik boncuk satıcısı yarı hipi Juli, her gün sokağından geçen Daniel 'den hoşlanmakta fakat bunu bir türlü ona söyleyememektedir.
Bir gün arkadaşının baskısıyla ilk hamleyi yapan Juli, derdini adam akıllı anlatmak yerine: -Bu Maya yüzüğünü al, sana şans getirecek, üstünde güneşi taşıyan hayatının aşkını bulduracak sana bu yüzük. falan diyerek, dolanbaçlı bir yol seçer. Fakat bu yol Juli 'nin başına büyük bir bela açar. Saf delikanlımız Danie...

paveldanton - Film - 0 Yorum - 30 Ekim 2006
  • Ana Sayfa
  • SineVizyon
  • Haberler
  • Yakında
  • Kritik
  • Videolar
  • Resimler
  • Müzikler
  • arshiv.net © 2006 - 2010